Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Öz Muhasebe #3

 Ne kadar süredir bir text editörüne tıklayıp kendimce bir şeyler yazmadım kim bilir... Alıştığımız ekran, AI toolların agentlarla iletişime geçmemiz için sunduğu genelde yüksekliği 200 pikseli çok da aşmayan kutucuklar oldu. Daha chatgpt bile hayatımıza gireli 4 sene olmadı ancak başka bir metin kutusu doldurmaz olduk. Basit bir google araması bile gereksiz geliyor, direkt 'hazır' pişmiş cevap arıyoruz.  Neyse benim konum bunlar değildi zaten, buraya gelişimin bir nedeni vardı.. yıllardır yapmadığım öz muhasebeyi yapmak. Tam kendimi dinleyecekken 'ben kimim' ve 'yıllar içinde ne oldum' sorgusu attım claude bilmem kaça, güzel bir bakış açısı geldi AIşemsettin'den (Kuzzat Altay'ın tabiridir 'Fatih'in Akşemsettin'i vardı, artık bizim de AIşemsettin'imiz var'): orta hallilik tuzağı . Müthiş bir tespit oldu sanırım gelişmekte olan ülkeler de orta gelir tuzağına yakalanırlar ve büyükler ligine giremezler. Ben de büyükler (iyi gelir elde ed...

Arasında

Attığı her turun, duvara dört parmak kala topuğunu yerden keserek kendi ekseninde dönüşünün ardından attığı her altı adımın iz düşümü, bir öncekiyle aynı olmalıydı. Bir saat rakkası gibi sabit ve durmaksızın bir eylemdi bu, bacakları yorulmaz olmuştu ancak kafasında kurduklarının bir türlü sonlanacağı yoktu, gerçi son bulmasını istiyor muydu ki? Bazı şeyleri kafasında o kadar kuruyordu ki hiçbir şey düşünmediği anlara düşüyordu, bir saatin sarkacının sağa sola salınımıyla çıkardığı seslerin bir süre sonra beyin tarafından yok sayılışı gibi düşünceleri de kafasının içinde yok hükmüne rücu ediyordu. O anları fark edebilse bir et torbasının 15 saniyelik devinimi olarak adlandırabilirdi görüntüsünü. Onu anlayabilmek için kafasının içindeki hengameye kulak vermek gerektiği çok belli. Burada olmasına neden olan herkesi ve onlardan alacağı intikam sahnelerini, türlü türlü fikirleriyle aklından geçirse bile bu döngüde ne kadar zaman geçerdi, her adımının bir manası olmalıydı belki de. Sol ayağ...

İnce Çizgi #1: Hakemlik

Bu bir meslek tavsiye yazısı değildir. Türkiye'de hakem olmak insana neler katar?  Stres altında doğru kararlar verebilme Anlık karar vermelerde oluşan çekingenlikten kurtulma Küfür ve hakarete dayanıklılık Bilumum yöneticilik vasıfları (özgüven, diyalog/iletişim becerileri, sorumluluk alabilme vs.) //özellikle liderlik yazmadım o bambaşka bir şey Hükmetmenin vermiş olduğu gücü doğru kullanma  Almaya açık insana bu kadar özellik katabilecek başka meslek var mıdır, bilemiyorum. Her hakem bu özellikleri en üst düzeyde taşıyor mu, hayır. Ancak bunların hepsini ister istemez her biri yaşıyor. Ülkemizde stres ve gerginlik katsayısı bu kadar yüksekken bu yoğun stresin tribünlerden sahaya aktarılması hayli doğal bir süreç oluyor. Ne var ki, futbol ülkemizde olduğunun aksine bir eğlence sektörüdür ve hatta bir strateji oyunudur. Fakat kuralları olan bu oyunun büyük gereksinimlerden biri bu kuralları icra ettirecek olan kişi yani hakim.. hakem.  Hakem kelimesini i...

Öz Muhasebe #2

Hayatımda ilk defa kendimi daha öncekine göre gerilemiş, daha kötüye gitmiş olarak görüyorum. Böyle bi şey nasıl olabilir bilmiyorum ama son 5-6 aydır beynimi güç tasarrufuna almış gibiyim. Konuşma dilinde kullandığım kelime dağarcığım çok daraldı ve sorulara/sorunlara bakış açım fazlasıyla yüzeyselleşti ve sığlaştı. Problem çözme ve analitik düşünme yeteneklerimde de hayli gerileme söz konusu. Son birkaç aydır yoğunlukla maruz kaldığım sohbet konusu ise "başka esnafların başarı/-sızlık hikayeleri" ve "günlük ciro hesapları" //çok meraklıyız başkalarının kazançlarına. Bu yazıları yazarken büründüğüm bi rol vardı, aslında sana ya da başkasına değil; daha iyi öğrenebilmem için kendime yazdığım bu notları, bana yazdıran bi kişiliğim vardı. Onu da unuttuğumu fark ettim //uzun zamandır role giremiyorum. kısa bir ara Yazımda kullandığım bu fotoğraftaki adam, Cathédrale Notre-Dame de Paris'in yanışıyla yaşadığı ve yaşattığı duygu; sevdiğin birinin başına...

REKLAMLAR (Bedava İçeriğin Bedeli)

Neden reklam izlemek zorunda olduğumuz hakkında, saçma sapan reklamlar izlediğim esnada, aklıma gelen "15 dakika reklam mı olur abi yaa?" sorusu üzerine birkaç kelam etmek istedim. Bu kısır döngüyü anlatmaya ürününde yenilik yapan bi' şirketten bahsederek başlayalım; bu aralar (2018 ekim sonları) Nescafe, Kerem  Bursin'in oynadığı "yeni harman" sloganıyla 3'ü 1 arada inovasyonunu reklama almış durumda ve Kerem'in sesinden kahvenin geçirdiği aşamaları, pakete girene kadar geçen süreçte kahve çekirdeklerinin daha ince işlenişi ve kremayla buluşmasını kısaca hikayeleştirilişini görüyoruz. Bir şeyin hikayesini bilmek ve geçmişi hakkında fikre sahip olmak, onun hakkında bizde ister istemez güven duygusu oluşturuyor. Kendimden yola çıkarak {Montaigne'in dediği gibi "Her insanda bütün insan halleri vardır."} sırf reklamda geçen kahvenin hikayesinin etkisiyle farklı bi' marka ya da ürün almak yerine yenilenen Nescafe 3'ü 1 arada ta...

Kodlama: Beyin++

Vay vay vay vaaay... 3 ay geçmiş neredeyse hiç dönüp bakmamışım buralara. Neler yaptım? Hazırlık sınıfında kaldım ve okula dönebilmek için DELF B2 sınavına girmem gerekiyordu bunun için: sigortalı bi' işe girdim, Fransızca DELF B2 sınavına kayıt oldum, kursa başladım, Clash Royale illetinden çabucak kurtuldum ve bunlardan bağımsız olarak kesfettin kullanıcı adlı yenilikçi ürünler ve kişisel gelişim paylaşımları yapan bi' instagram hesabı açtım. //daha doğrusu 1 sene önce açtığım hesaba birkaç gönderi ekledim o işte de istikrarsızlık istikrarım devam etti :D neyse... Bu metinde sanal reklam uygulaması vardır. GastroMecra kullanıcı adıyla bulabileceğiniz Furkan-Furkan ekibinin hazırlamış olduğu sıra dışı kafe/restorant konseptleri ve ilginç tariflerin olduğu bir hesap var, gastronomi ya da sadece yemeklerden hoşlanan birisi için değerlenecek bi' mecra . Gelelim asıl meseleye, yine İsa abimden öğrendiğim bir anekdotla özetleyeyim: "Hasta olmak istemiyorsan has...

Ders Programı Mevzuu

Tam 1 aydır yazı yazmıyorum, acınası bir durum benim için çünkü 1 aydır daha faydalı bir şey de yapmadım. Oyun konusunda en azından bir not düşeyim Lol'ü bırakalı 2 ay oldu ve kendimde fark ettiğim en büyük değişiklik duygusal anlamda oldu. Hırslı yapımdan dolayı takım arkadaşı yüzünden kaybetmek bende aşırı sinir yapıyordu, bu sıkıntı çok çok azaldı; her şeye ani ve sert tepki verdiğim halimden kurtuluyorum, çok şükür. Hayatımda hiçbir katkısı olmayacak rank/rütbe geliştirmek için kaybedecek olduğum zamanı, Youtube'da kaliteli videolar izleyerek kendimi geliştirerek değerlendirdim. Ders çalışamadım ama en azından kendime bir şeyler kattım, yeni fikirler edindim.  Peşinden düşmemem gereken, hatta hayatımda prensip edinebileceğim bir motto oluşturdum "öğrenirken, öğret". Bunu birçok yerde duymuşsunuzdur, ben de çok duydum ama pek uygulamadım. Bu fikrin icra edilebileceği bir internet platformu oluşturmak da hedeflerim arasında. Konuyu örnek vermeden geçmek istemiyorum...