Ana içeriğe atla

REKLAMLAR (Bedava İçeriğin Bedeli)

Neden reklam izlemek zorunda olduğumuz hakkında, saçma sapan reklamlar izlediğim esnada, aklıma gelen "15 dakika reklam mı olur abi yaa?" sorusu üzerine birkaç kelam etmek istedim.

Bu kısır döngüyü anlatmaya ürününde yenilik yapan bi' şirketten bahsederek başlayalım; bu aralar (2018 ekim sonları) Nescafe, Kerem  Bursin'in oynadığı "yeni harman" sloganıyla 3'ü 1 arada inovasyonunu reklama almış durumda ve Kerem'in sesinden kahvenin geçirdiği aşamaları, pakete girene kadar geçen süreçte kahve çekirdeklerinin daha ince işlenişi ve kremayla buluşmasını kısaca hikayeleştirilişini görüyoruz.

Bir şeyin hikayesini bilmek ve geçmişi hakkında fikre sahip olmak, onun hakkında bizde ister istemez güven duygusu oluşturuyor. Kendimden yola çıkarak {Montaigne'in dediği gibi "Her insanda bütün insan halleri vardır."} sırf reklamda geçen kahvenin hikayesinin etkisiyle farklı bi' marka ya da ürün almak yerine yenilenen Nescafe 3'ü 1 arada tarifinin tadını test etmek isterim. Bu hikaye amacına ulaşmış olacaktır ve satış grafik eğrisi yukarı seyredecektir.

Bilinirliği düşük olan markalar bu hikayeleştirme yönteminden ziyade sadece isim duyurmaya yönelik reklamlar yaparken {Örneğin; Zuma Shoes, yabancı isimli Türk ayakkabı firması, daha çok Instagram gibi sosyal medya platformlarında sadece ürün tanıtımına ve yaygınlaşmaya yönelik reklamlar yapıyor} CocaCola gibi büyük markalar ramazan sofralarımızda {hiç bulunduruyormuşuz gibi} hiç eksik etmiyormuşuz gibi hikayeler satıyor. Daha önce okuduğum reklam sektörüyle ilgili tez çalışmasında geçen bir veriye göre Fiat, sosyal medya aracılığıyla yarışma uygulaması düzenleyerek tüketiciyi aileye katmanın başka bir yolunu göstermiş:

Uygulamada kullanıcılar bir Fiat 500C yaratarak dünya üzerindeki herhangi bir noktaya doğru seyahate çıktıklarını arkadaşlarına duyurmuşlardır. Fiat 500C’sini yaratan kişinin Facebook arkadaşları, seyahatte yer alabilmek için otomobilin sahibine çeşitli tekliflerde bulunarak bir oyun oynamışlardır. Otomobil sahibi kişi mevcut tekliflerden daha iyi bir teklif alması halinde, arabadaki kişilerden birini atıp yerine yeni teklifi veren kişiyi alabilmekteydi.
Kaynak: http://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423901823.pdf / sayfa 23

Tüketiciyi işin içine dahil etmeyi başarmış ve {Lego yapmanın hazır oyuncak ile ilgilenmekten çok daha uzun ve keyifli bir deneyim olması gibi} alacağı üründen kendinden bir şeyler gören müşterilerden başarılı bir sonuç elde edebilmiştir.

İşte Pazarlama 4.0 bu! Konuyu hikayeleştirerek müşteriye aileden biri imajı ver ve müşteriyi kap!

Pazarlama 4.0 ne olduğu ve nasıl satış eğrisini yukarı taşıdığını görmüşken artık meselenin bizle alakasına değinelim. Eskiden TV kanalları akşamları 2 diziye yer ayırırdı ve reklamlar haliyle daha kısa olurdu. Fakat 2 dizinin maliyetini kaldırabilmek için daha düşük bütçeli işler ortaya konurdu. Şimdiyse akşamları tek bir diziye ayrılıyor ve dizi süreleri gibi reklamlar da aşırı derecede uzun tutuluyor. Kaliteli içerik üretmek için {kime göre kaliteli olduğu apayrı bi tartışma konusu fakat kadronun yüksek maliyetli olması içeriğin kaliteli olduğu anlamına kesinle gelmez, düşük bütçeli kaliteli dizi bkz: Görünen Adam} daha fazla masraf eden yapımcı firmalar ve kanallar bu maliyeti karşılayabilmek için daha çok reklam alıyor ve eğrisini yukarı taşımak isteyen firmalar daha uzun metraj ya da sıkça karşılaşılan kısa, kalitesiz arka plan müziklerine sahip adını duyurmaya çalışan firma reklamlarıyla televizyon bir "uzun metrajlı kalitesiz/dram ve kavgaya yönelik senaryolu dizi/program ve sıkıcı reklamlar makinesi"ne evriliyor.

Puhu TV reklamdan kazanırken, BluTV kullanıcıların aylık ödemelerinden kazanıyor. Tarafını seç! :)

Uzun oldu ama güzel oldu be...

Yorumlar