Ana içeriğe atla

Ön söz/Girizgâh

Aldığım karar doğrultusunda bundan sonra LoL oynamak ya da YouTube'dan saçma sapan videolar izlemek yerine beni(okuyanı) geliştireceğini düşündüğüm  bilgileri bi yerde saklama amacıyla + benim kurallarımın geçtiği(özgür olduğum) bi hobi edinmeye karar verdim.

Hem okuyana belki bi faydam olur hem de aklıma gelen ya da merak ettiğim, araştırdığım hayatları/konuları/oyunları(artık ne olursa) veri haline getirmem gerektiğini düşünüyordum. Blogger da bedava(gerçi Wordpress'te bedava ama elim buraya gitti belki orada da bi şeyler yaparız) bu işi başlatmak için mantıklı buldum, ilerde domaine alıp oraya taşınırım kim bilir?

İmla kurallarına falan kimse takılmasın ben de önem veriyorum ama dil anlatım kılavuzu değiliz illaki hatalar olabilir amaç dert anlatmak, içinde işinize yarayacak bir iki satır bilgi varsa ondan faydalanmanızı sağlamak(Türkçe öğretmenliği kesinlikle değil) bunları yapabilirsem benim için kafi. 

İstediğim yere parantez açarım, kapatırım. Çağ açıp kapatmıyoruz(Burdan İstanbul'un fethinin 565. yılını kutlayalım) kafamıza göre takılıyoruz. Hiç imla kuralı kullanmayan bi şair vardı(Attila İlhan'mış benim aklıma gelmeyen buna ek olarak Hilmi Yavuz da kullanmıyormuş) sonuçta "kimse kimsenin tavuğuna kışt diyemez" kafasındayım ben de böyle seviyorum, rahat olmayı.

Şu an bunları yazmasam muhtemelen YouTube'da ordan oraya savruluyor olurdum, şimdi 3-5  satır yazdım keyfim yerine geldi valla okuyan herkese tavsiye ederim çok eğlenceli. Amacım meşhur olmak değil. Asıl derdimi de  söyleyeyim safımız belli olsun. 


Ben "Alfa" olmak istiyorum arkadaş, nedir bu alfa, kime denir? Eminim birçok kişi cevabı biliyor da ben gene birkaç kelime anlatma gereği duyuyorum. Kısaca, kurtlarda nasıl lider kurt, alfa kurt varsa insanlarda da bu tanım var. Öncelikle Alfa patron değildir, bi grupla yola girdiğinde yolu gösterendir. Alfa olmak için çok fırın ekmek yemek lazım, özellikle bu ekmekler; okunan kitaplar, izlenen filmler(öyle boş boş değil, ne mesaj veriyor ne anlatıyor, ne anlamalıyım) sorgulayarak/düşünerek izlenen hatta not alınarak izlenen filmler(okumaya da dahil bunlar gidip Kahraman Tazeoğlu okuyup tribe girmemek lazım) neyse nerde kaldık? Her şeyden haberi olacak, dünya gündeminden, ekonomiden, çevresinden(burda l'environnement=environment kelimesinin karşılığından bahsediyorum -doğayı koru, sev- o bize lazım gardaşım benim), ülkenin politikalarından, en en en önemlilerinden biri tarihten, önemli insan biyografilerinden(Liberation gazetesinde insan portreleri sayfası oluyor mesela Fransızca ama Türkçe bunu yapan bi dergi gazete falan varsa yorumlarda belirtelim insan tanıma konusu benim için çok değerli), bilimden-ilimden bahsetmeden geçme şansımız yok zaten bi liderden bahsediyoruz, ülkemizin büyük eksikliklerinden biri olan sanattan da tabii ki anlıyor olmalı(sanattan anlamak çok sığ oldu onu şöyle telaffuz edeyim: sanatın içinde olmalı. Edebiyat, sinema, resim, müzik, tiyatro, heykel...) 

Birçok sanat dalı vardır ama en önemlisi baktığın yerde gördüğün sanattır bence. Bi kalemliğin içindeki rengarenk kalemlerin oluşturduğu düzensizliğin ve renk cümbüşünün oluşturduğu sanat mesela(bu cümleyi kupanın içine koyduğum kalemlerimden esinlenerek yazdım :)) bunları görmek, bunları düşünmek, bunlarla mutlu olabilmek çok değerli fikrimce. Daha birçok beceriye sahip olması gerek. (Haluk Hoca'dan çalıyorum bu sözü:) "Alfa senin okumaman gereken kitabı da bilen kişidir."

Alfa kişi olmak hakkında çok daha uzun yazılarımız olacak.

Ben 21 yaşındayım ve okuduğum elle tutulur kitap sayısı 10'un üzerinde(2 elin parmaklarını geçmez de diyebilirdim burda) değil. Benim için üzücü bir durum ama kitap okumanın ne demek olduğunu, neden okunması gerektiğini gerçekten bilmiyordum. Kabul edemiyordum internetten mi daha değerli yoksa TV'den mi diye kendi kafamda muhalefet edip okumaktan sıkılıyordum, şimdi şimdi anladım değerini ve bir şeyler öğrenmekten keyif alarak okumaya çalışıyorum kendime bunu empoze ediyorum. Önümde bitirecek çok kitap, çok hayat var(çok şükür kardeşim ve babam kitap okumayı seviyor da ev kitap dolu).

Uzun bi önsöz oldu(önsözleri okuyun arkadaşlar onlar da çok önemli -yazarımız orda bize sesleniyor, derdini anlatıyor-) ve umarım bundan sonra bahsedeceklerim hakkında da uzunca metinler yazabilirim. Tembel bi insan olduğum için muhtemelen bilgi verirken ctrl+c/v formülünü kullanırım ama CEO(bunun ne olduğundan falan da bahsederiz -CEO ile alakası yok-) için yapmamam gerekiyor bakalım nasıl olacak, buraya kadar okuyan adam gibi adam(cinsiyetçilik yok bu tabirde insan gibi insan demek istiyorum) çok teşekkürler...


Abdullah Karaman saygılarını sunarak sahneden iniyor. 

Yorumlar

Yorum Gönder